Önce sizi ve Yataş'taki rolünüzü biraz tanıyabilir miyiz? Nasıl bir ekipte çalışıyorsunuz?
Yataş hukuk ekibinde çalışıyorum. Biz 3 kişilik bir ekibiz ve oldukça geniş bir iş alanını yönetiyoruz. Yataş hem üretim yapan hem yaygın perakende operasyonu olan hem de uluslararası ayağı bulunan büyük bir yapı. Dolayısıyla hukuk tarafında önümüze gelen işler de çok çeşitli oluyor. Bir gün ticari sözleşmelerle uğraşıyoruz, bir gün operasyonel bir konuda çok hızlı değerlendirme yapmamız gerekiyor, başka bir gün de geçmiş dokümanların içinden doğru yaklaşımı ya da doğru dili bulmamız gerekiyor. Küçük bir ekip olduğunuzda, aynı anda hem dikkatli hem hızlı hem de çok organize olmanız gerekiyor.
Jupytr'dan önce sizi en çok zorlayan şey neydi?
En zor taraflardan biri, işlerin tek tek zor olmasından çok, hepsinin aynı anda gelmesiydi. Kurum içi hukukta sizden beklenen şey sadece hukuken doğru bir değerlendirme yapmak değil; bunu hızlı, net ve iş birimlerinin kullanabileceği şekilde ortaya koymak. Ama gün içinde çok farklı başlıklar arasında geçiş yapıyorsunuz. Bazen geçmiş bir çalışmayı bulmanız gerekiyor, bazen belli bir konuya ilişkin emsal yaklaşımı hatırlamanız gerekiyor, bazen de sıfırdan ama çok hızlı bir araştırma çerçevesi kurmanız gerekiyor. Bu parçalı yoğunluk içinde zaman çok kıymetli hale geliyor.
Jupytr ile ilk temasınız nasıl oldu? İlk etapta neyi görmek istediniz?
İlk yaklaşımımız oldukça netti: Gerçekten işimize dokunacak mı, günlük hayatımıza girecek mi? Çünkü yeni teknolojiler ilk bakışta etkileyici olabiliyor ama pratikte kalıcı olmayabiliyor. Biz özellikle araştırma tarafında, belgeyle çalışma tarafında ve ilk çerçeveyi kurma aşamasında bize nasıl destek olacağını görmek istedik. İlk andan itibaren baktığımız şey şuydu: Bu araç masadaki gerçek işi kolaylaştırıyor mu? Sadece fikir vermiyor, gerçekten işi ilerletiyor mu?
Peki sizi “evet, bu gerçekten işe yarıyor” noktasına getiren şey ne oldu?
Bence en önemli fark, Jupytr'ın sadece soru sorup cevap aldığınız bir araç gibi kalmaması oldu. Daha çok, birlikte çalıştığınız bir yardımcı katman gibi hissettirdi. Bir konuyu anlamlandırırken, araştırmanın ilk iskeletini kurarken ya da bir belgeyi daha sistemli ele alırken gerçekten elinizin altında çalışan bir destek gibi. Özellikle yoğun günlerde “Nereden başlayayım?” sorusunu azaltması çok değerli. İlk yön duygusunu çok hızlı veriyor. Sonrasında zaten hukukçu değerlendirmesi yine sizde oluyor ama başlangıçtaki o sürtünmeyi ciddi şekilde azaltıyor.
3 kişilik bir ekip için günlük hayatta en somut farkı nerede hissettiniz?
En çok, iş akışının daha yönetilebilir hale gelmesinde hissettik. Küçük ekiplerde mesele sadece işi yapmak değil; aynı zamanda işleri sıraya koyabilmek, hızlı dönebilmek ve kaliteyi koruyabilmek. Jupytr bize özellikle araştırmaya başlarken, belli bir konunun ilk çerçevesini çıkarırken, belge incelemelerinde ve geçmiş bilgiye daha sistemli yaklaşırken çok yardımcı oldu. Şunu hissettik: Aynı dikkat seviyesini koruyarak daha akıcı ilerleyebiliyoruz. Bu da hem zihinsel yükü azaltıyor hem ekip olarak daha rahat nefes aldırıyor.
Yataş gibi üretim, perakende ve uluslararası faaliyetleri olan bir yapıda bunun değeri neden daha da artıyor?
Çünkü böyle bir yapıda hukuk işi çok katmanlı. Tek tip sözleşme, tek tip risk ya da tek tip ihtiyaç yok. Farklı iş birimleri, farklı operasyonlar, farklı hız beklentileri var. Böyle ortamlarda hukuk ekibinin sadece bilgi sahibi olması yetmiyor; o bilgiyi doğru zamanda, doğru biçimde devreye alabilmesi gerekiyor. Jupytr'ın bizim için en kıymetli tarafı, bilgiye erişimle çalışma akışı arasındaki boşluğu azaltması oldu. Yani ayrı ayrı araştırıp sonra toparlayıp sonra yazmak yerine, daha bütünlüklü bir şekilde ilerleyebiliyorsunuz.
Günlük kullanımda en sevdiğiniz taraf ne oldu?
En sevdiğim taraf, gerçekten günlük rutine oturmuş olması. Bazı araçlar ilk haftalarda etkileyici görünür ama sonra doğal şekilde kullanım dışı kalır. Jupytr'da biz tam tersini yaşadık. Kullandıkça, hangi noktalarda daha çok işimize yaradığını daha iyi görmeye başladık. Bir konuya hızlıca girmek istediğinizde, araştırmayı başlatırken, bir belgeyi yeniden düşünürken ya da elinizdeki materyali daha düzenli ele almak istediğinizde doğal olarak açtığınız bir araç haline geldi. Bence gerçek değer tam burada ortaya çıkıyor.
Bir noktada kendi aranızda “Kimse Jupytr'ı keşfetmesin, kendimize saklayalım” diye şakalaşmaya başlamışsınız. O cümle tam olarak neyi anlatıyor?
Aslında çok samimi bir şeyi anlatıyor. Bir araç size gerçekten fayda sağlıyorsa, onu sahiplenmeye başlıyorsunuz. Bizde de öyle oldu. Jupytr çok kısa sürede işimizi kolaylaştıran, hızlandıran ve bazı süreçleri daha rahat yönetmemizi sağlayan bir yardımcıya dönüştü. Sonra ekip içinde espriyle karışık şekilde “Kimse bunu keşfetmesin, kendimize saklayalım” demeye başladık. Tabii şaka ama arkasındaki duygu gerçek: Size gerçekten iyi gelen bir şeyi bırakmak istemiyorsunuz.
Bu etki daha çok hızla mı ilgiliydi, yoksa kalite tarafında da bir fark hissettiniz mi?
Kesinlikle sadece hız değil. Hukukta hızlı olmak tek başına yeterli değil; doğru, kontrollü ve tutarlı olmak da gerekiyor. Bizim hissettiğimiz katkı, daha sistemli ilerleyebilmek oldu. Araştırmayı toparlamak, ilk yaklaşımı kurmak, bir belgenin üstünden geçerken düşünceyi daha düzenli akıtmak gibi alanlarda gerçekten destek sağladı. Bu yüzden etkisi sadece zaman kazanmak değil, aynı zamanda çalışma konforu ve zihinsel netlik oldu.
Kurum içi hukuk ekiplerinde bazen “teknoloji güzel ama günlük pratiğe tam oturmuyor” endişesi olur. Sizde bu bariyer nasıl aşıldı?
Bence bunun tek cevabı somut kullanım. Eğer bir araç günlük tempoya ayak uyduramıyorsa, ne kadar iyi anlatılırsa anlatılsın kalıcı olmuyor. Bizde bu bariyer, doğrudan işin içinde faydayı görerek aşıldı. Bir konuda sizi daha temiz başlatıyorsa, daha iyi organize ediyorsa, işi daha rahat ilerletmenizi sağlıyorsa zaten ekip onu doğal biçimde benimsemeye başlıyor. Bizim deneyimimiz de tam olarak bu oldu.
Sizi en çok şaşırtan ne oldu?
Açıkçası en çok şaşırdığım şey, bu kadar hızlı günlük rutinin parçası haline gelmesi oldu. Normalde yeni bir aracı içselleştirmek zaman alır. Burada geçiş daha doğal oldu. Çünkü faydası teorik değildi; doğrudan işin içinde hissediliyordu. Küçük ekiplerde herkesin zamanı çok kıymetli olduğu için, gerçek katkı da hemen görünür hale geliyor. Kısa sürede “Deniyoruz” noktasından “Zaten kullanıyoruz” noktasına gelmek önemliydi.
Bugün geriye dönüp baktığınızda Jupytr'ı bir cümleyle nasıl tarif edersiniz?
Bizim için Jupytr, küçük bir hukuk ekibinin daha büyük bir operasyonu daha sakin, daha hızlı ve daha güvenle yönetmesine yardımcı olan gerçek bir çalışma desteği. Teknolojik bir araç olmanın ötesinde, günlük iş akışına temas eden bir yardımcı gibi.
Son olarak, sizin gibi yalın çalışan kurum içi hukuk ekiplerine ne söylemek istersiniz?
Küçük ekipler için mesele daha çok çalışmak değil, daha akıllı çalışabilmek. Çünkü sorumluluk büyük, zaman sınırlı, beklenti yüksek. Eğer kullandığınız araç size düşünmek için alan açıyor, araştırmayı hızlandırıyor, işleri daha sistemli hale getiriyor ve ekip olarak size nefes aldırıyorsa, bunun değeri gerçekten çok yüksek. Biz Jupytr'ı tam da bu yüzden benimsedik.
